Yolda olmak..

Kendi kendime kaldığım da bir hesaplaşma başlıyor içimde. Bir yerden başka bir yere giderken aynı kişi olamıyor insan. Az önce melankolik biriyken şuan neşe doluyum mesala. Gün içinde değişkenlik gösteriyor. Ama genelde neşeli oluyor içim. Artısı eksisi ile neşeli. Ne varsa yolda var. Birgün yalnızken diğer gün kalabalık bir ortam da buluyorum kendimi. Başkalaşıyorum. Değişiyorum ve ötekileşiyorum. Gitme diyenlere inat içim tarifsiz bir huzur ile dolu. Kaç kişi tanıdım şu 20 günde hatırlamıyorum. Not etmeliyim.

Sevdiklerim de oldu ama gönlüme alamadım. Bir kez kırıldımı tekrar kırılsın istemiyor insan. Bir yer de okumuştum, “Azraile koz vermek istemiyorsan, sevdiklerinin sayısını az tutacaksın”

Punta del este – punta del diablo (Uruguay) arası yolda gidiyorum. Camın ardı düz ova. Yeşil ve üzerine inekler serpiştirilmiş. Ufak nehirler ve göller ise yolun süsü gibi.

Gidilen nokta tarifi mümkün olmayan bir yer. Hemen ardından Cabo Polonia geliyor, ki efsane bir yer. Issız ve yıldızların okyanusun üzerinde izleyebileceğiniz bir yer. Her gideceğim yerin heyecanı diri tutuyor beni. İçim kıpır kıpır. Oraya ulaştığımda bir keşif duygusu ve doyumsuzluk, sindirme derken başka diyarların heyecanı başlıyor. Ve ben dünkü Selçuk olamıyorum. Üzerime koyarak ilerliyorum. Arınarak.. Tıpkı Dalai Lama gibi yada bir Guru.. 
Cebimde bir ev anahtarı yok. Bu duygu hoşuma gidiyor. Ödemem gereken faturalar yok. Kira yok. Hesap vereceğim veya varmam gereken bir yer yok. Tabular hiç yok. En hafifletici olanı da bu. İnançsız ve etiketsiz..

Anadan doğma gibi.. Saf..
07/05/2017 

19:15/Uruguay