Küba🇨🇺 Devrimden Geriye Kalanlar

Yaa hiç şikayet edende yok blogu.Neden yazmıyorsun falan. En son amazonları yazmışım. Aylar olmuş birşeyler yazmayalı. Kolombiyaydı,Ekvadordu,Peruydu, Meksikaydı,,oha baya ülke girmiş araya ^.^ Yazmayı unutmuşum, hadi itiraf ediyorum üşenmişim yada rahatına düşkünlük gelmiş veya tembellik. Valla hepsini telafi edicem geride kalan ülkelerin. Çok umurunuzda olmasa da benim umurumda. Küba’yı da internet olmadığı için yazdım zaten sıkıntıdan ^.^ Günlük tuttum bir nevi. Aynısını Meksika için de yaptım. Küba yazım sizi darlayacak söyliyim, özet geç pezevenk dersenizde haklısınız. Başlıyorum Küba Günleri.. *HAVANA (3 gece) 18 Ekim 2017 Çarşamba sabahı 08:10 uçağı ile Meksika Cancun’dan Küba Havana’ya gittim. Kemerleri bağla, kalkış, kahve meşrubat dağıtımı derken daha kahveye süt tozunu atarken inişe geçmiştik bile. 30 dakikalık bir uçuş ile varmıştık. Cuba vizesini ise Cancun havaalanından 67 tl ye 1 dakika içinde aldım. 30 günlük. Uçak bileti de gayet uygun sayılır. Git, 3hafta sonra geri dönmeli bilete 600 tl gibi para verdim. Üstelik 10 gün önce almama rağmen. Daha erken alsam daha da ucuz olacaktı. Bu da iyi. İniş, pasaport kontrolü, ilk soru Afrika ya gittiniz mi oldu. Hayır dedim. Dönüş bileti sorgusu derken Welcome to Cuba sesi ile Havana’ya ayak bastım. Havaalanından çıkıp sağ ve solda döviz büroları var Codeca’lar. Gelmeden önce Meksika’dan yüklü miktarda para çekmiştim. Yüklü dediysem altı üstü 700-800 tl cnm çok bişey değil yani. O paraları hemen Cuc yani turist pesosuna çevirdim. Kübalılar CUB biz Turistler CUC kullanıyoruz. 1 CUC 1 Dolar bu arada. Kulağınıza piercing olsun. Çıkışta ki onlarca taxi taxi sorusuna hayır dedim. Biliyordum turist kazığı yiyeceğimi. Hazırlıklıydım, blogları okumuş, videolar izlemiştim gelmeden. Survayvira hazırlanır gibi gelmiştim. İnternet kısıtlıydı çünkü. Hatta videolar indirdim, internet sayfalarını çevrimdışı indirdim işime yarar diye. Neyse sırtımda çantamla havaalanından çıkıp elimde telefon maps me haritasından baka baka gidiyorum. 1 km kadar yürümedim bile bir anayola geldim. Otobüs bekliyorum. Onlarca taxi sorusuna, kornasına kafa sallayıp hayır diyorum yine. Taxi 20_25Cuc istiyor. Bi taksi geldi taxi dedi ben otomatiğe bağladığım için hayır dedim. No gracias. 5 Cuc dedi. Önce arabayı süzdüm, tamam araba dökülüyor, en az 40 yıllık. Gideceğim yol 20 km kadar. Hiç böyle külüstür bir arabaya binmemiştim. Üstelik Küba’dasın oğlum diyordum kendi kendime. Ok dedim şöföre. 20 km için 5 dolar gayet iyi. Sıcakta otobüs ne zaman gelir belli değil. Cam açık sağ kolum dışarda sjcklv Havana merkeze giriş yaptım. Ağzım açıktı tabi arabadan inerken. Arabada şöyle bişey; Arabadan indim yükümü sırtlandım daldım sokaklara. Beyaz Saray gibi bir binanın önünden geçtim önce. İsmi Capitolio. Notlara hiç bakmadan ilerledim. Capitolio binasını geçince sola döndüm. Bir çok insan oraya gidiyordu. 1km yürüdüm cadde de. Pek sevmedim sokakları. Birşeyler yemek için restoranın birine girdim. O arada notlarıma baktım ki yanlış yöne gitmişim. Yemek sonrası diğer tarafa, turistik olan meydanların, kiliselerin olduğu yere gittim. Bu arada yağmur başlayınca çantanın yağmur kılıfını geçirdim. Hafif yağsada yürümeye devam ettim. Onlarca kiralık oda, ev sorusuna hayır dedim. 16 kg lık çanta bir süre sonra ağrı yapmaya başladı. Kalacak yer arıyordum bir an önce ki şu çantadan kurtulayım. 1 saat gezip yağmur da dinince Porque Cervantes adında bir parka oturdum. Birisi kiralık ev dedi hayır demek yerine ne kadar dedim 25 cuc dedi. Hmmm dedim içimden 20 ye olur bu iş. Ok bakalım dedim. KIRALIK ODA TABELASI 2 blok ötede bir eve girdik 25 çok dedim aslında beğenmedim. Diğerine götürdü. Yeni tadilat vardı evde. Normal bir aileydi. Oda 3 kişilik. Yeni tadilat olmuş. Kliması var. Duş wc oda da. İçime sinmişti. 25 çok 20 olursa olur dedim. Olmaz falan derken 4-5 gece kalırsan olur dendi. 3 kesin ama 4-5 belli olmaz dedim. 3 gece için 65 Cuc’a anlaştık. Gayet iyiydi bence. 3 geceden fazlada Havana için fazla zaten. Tam da merkez. Çantayı bırakıp çıktım sokaklara. Foto üzerine foto çekmeler. MESHUR DEL MEDIO CAFE 20171019_153538[1] Yağmur da biraz atıştırmaya başladı. Yorgunluktan restoranın birine gidip büyük etli bir hamburger ve limonata ya 5cuc verdim. Bir turist için gayet uygundu. Yağan yağmurun ve kararan havanın verdiği melankoliklik ile fazla gezesim gelmedi. Gittim odaya akşam 9 gibi yatış modu. 11 saat uyku ile ertesi gün bomba gibi uyandım. Hava güneşliydi ve üzerimde melankoliye dair bişey kalmamıştı. Küçük sinbo su ısıtıcım ile kendime kahve yaptım önce. Su ısınırken duşumu aldım. Kahvemi içip aşağı indim. Aşağıda ufak tadilatlar devam ediyordu. Karşılıklı günaydın dedikten sonra kahve içermisin dediler daha yeni içmeme rağmen olur dedim. O sırada yarın sabah 9 da kahvaltı teklifi yapıldı, olur dedim. İyi bir aileydi anlayacağınız. Yanımda hediye edilmiş hiç kullanmadığım 3 fazla tişörtüm ve kullanmadığım bir defteri aileye verdim. Kahveyi içip sokaklar da hunharca dolaştım. HAVANA SOKAKLARI Birşeyler almamak için kendimi zor tutsamda sadece bir şapka aldım. Kartpostal aldım bir sürü. Önce yeğenime gönderdim toplamda ne kadar tutacağını öğrenmek için. Bir kart ve gönderim ücreti 1buçuk dolar gibi bişeydi. Çok uygundu benim için. 10 tane kartpostal aldım eve gidince yazarım diye. Eve gidince farkettim ki daha 5-6 tane almam lazımmış, yetmedi. Ucuz iken birçok kişiye göndereyim istedim. Hepsini toplayınca gerçi bayağı bir para tutuyor ama sanırım bunu bi daha yapamazdım. Üstelik burası Küba. Herkes için özel bir yerdi ve gönderebildiğim kadar göndermek istedim. Yine sokaklarda dolaşırken, ev,taxi,restorant sorularına inatla ve sabırla hayır cevabını verdim. Sıkıcı ve yorucu gerçekten. Devletin verdiği maaş sanırım 120-150 dolar gibi birşey bir kamu personeli için. Doktor da aynı maaşlı, herhangi bir personelde. Hâl böyle olunca turizme yönelmiş halk. Hak veriyorum onlara. Ben olsam bende aynısını yapardım. Sağlık, okul bazı yemek ihtiyaçları ücretsiz. Bunlar için bazı yerlerde kuyruk oluyor. Ikinci gün gayet güzel geçti. Km lerce yürüdüm sokaklarda. Parkın birinde Atatürk heykeli vardı. Sahil kenarında. Onu görmeye gittim. Gelmişken Ata’yı ziyaret etmemek olmazdı. Caddeler, sahil,parklar, insanlar gerçekten efsane bir yer burası. Film platosu gibi. 70/80’li yıllarında yaşıyorsun hissi oluyor üzerinizde. Akşama kadar belki de aynı sokaktan bir çok kez geçtim. En çok meşhur ve kalabalık olan Obrapia ve Obispo da zaman geçirdim. O kadar çok gezdim ki bu caddelerde gören yerliler artık ev, taxi sorusu sormaz oldu :)) Hola amigo beni tanıdın mı diyen bile vardı. Nasıl tanıyayım hepiniz aynısınız gibi. Akşam yemeğini restoranın birinde tavuk,pilav ve limonata ile yaptım. 6 Cuc. CUBA BEER ve YEMEĞİ Yağmur hafif başlayınca en iyisi eve gitmek dedim. Az oyalanıp (az dediği 4 saat) sonra yatış modu. Sabah kahvaltı için 8:40 da uyanıp duşu alıp aşağı indim. Bizimkiler kahvaltı yapmış bile. Omlet, meyve salatası, yağ,marmelat, ananas suyu ve kahve ile masam donatılmıştı. İyi bi kahvaltı sonrası teşekkür ettim. Kahvaltının ücretli olduğunu söylediler :)) Ne bekliyordum ki ben de, bedava mı olacaktı bu turizm memleketinde. Yanıldım ama hazırlıklıydım da. Hep bu Gringo lar yüzünden bunlar. Çantayı alıp çıktım sokaklara. Ilk işim devrim meydanına yani Square Revolution a gitmekdi. 4.5 kmlik bir rotayı yavaş yavaş geze geze usul usul seke seke her neyse işte ağır ağır gittim.. Güzel bir profil fotosu çekmek için planlar yaptım. Tripodu unuttuğum için insana ihtiyacım vardı. Japon gördüm elinde Prof makinesi ile bana doğru geliyordu. Hemen puroyu yaktım derdimi anlattım. Ama istediğim gibi çekemedi. Ok dedim yeterli. İstediğim gibi çekmemişti. Alan derinliği diye bişey var bundan da haberin yok mu dedim içimden. Teşekkür ettim gönderdim. Sevmedim çektiğini. Boşuna taşıyon o makinayı pezevenk diye söylendim. Gittim selfie üzerine selfie. I-ıh olmadı gibi. Başka birine verdim önce onu çektim bak böyle istiyorum dedim. Tam olmasa da çekti bişeyler. Sevmedim ama idare ederdi. REVOLUTION SQUARE Akabinde yakında ki Havana üniversitesini görmeye gittim. O sırada otobüs terminaline gidip yarın gideceğim Varadero şehrine buradan gidebilirmiyimi öğrenmek için içeri girdim. Gidilmeyeceğini biliyordum ama nerden gideceğimi söylesinler diye resmi bir ağızdan duymak istedim. Viazul firması gidiyor dediler. Maps Me haritasına “Terminal de Ómnibus Viazul” yazınca çıkıyor. Revelation meydanına yakın. Avenida 26 caddesi üzerinde. Teyit edince üniversiteye gittim görmeye. Gitmişken orada Türkçe dersleri veren Cem ve Taner hocayı da ziyaret ederim dedim ama kime sorsam bilmiyor. Sıcakta dolaşmamak için çıktım hemen. Yol üzerinde meşhur Hospital Calixto Garcia’yı da görme fırsatım oldu. HOSPITAL CALIXTO Sıcaktan bunalmış ben direkt eve dönmek istedim. 3 km yi hızlı adımlarla gittim. Ilginç ve enteresan Havana sokaklarından devam ettim. HAVANANIN ARKA SOKAKLARI Yol üzerinde 3 Cuc’a büyük güzel bir pizza aldım. Eve gidip dolaptaki soğuk kola ile bir güzel afiyetle yedim. 1 saat dinlenip daha önce internet için gözüme kestirdiğim “Porque Fe del Valle” parkına gittim. Parka geldiğimde Wifi sorusunu soran ilk kişiye gittim ne kadar? -3 Cuc dedi. No, çok dedim. -‎2 -‎1.5 -‎Ok Wifi yi açtık, kendi veya arkadaşının telefonunun ismini bulup şifreyi de girip hallettik. Normalde devletin Etecsa adında şirketi var kart alıyorsunuz 1 saati 1.5 Cuc Benim ki karaborsa internetti. Neden böyle oldu anlamadım ama sonuçta internet internettir diyerek girdim işlerimi hallettim. Üstelik bi kartım ve şifrem olmadığı için 2 buçuk saat kullandım. Kârlı ve şanslıydım.Birden net kesilince evin yolunu tuttum. Akşam olmuştu bile internetde oyalanırken. 3 cuc’a bir hamburger alıp eve gittim. Duş,Cola,Hamburger… Günlük yazma derken, günlük dediysem şuan okuduklarınız oluyor günlük jsjssjldf Günü sonlandırdım.. *VARADERO (2 gece) 21 Ekim Cumartesi Havana’dan ayrılma vakti. Sabah kahve suyum çakma Sinbo su ısıtıcımda ısınırken o sırada bende duşu mu alıyordum. Kahve, bisküvi ikilisi ile ucuzcana geçiştirmelik bir kahvaltı yaptım. Çantayı toparlayıp indim aşağı. Ev halkı aşağıdaydı. İçtiğim suyun parasını bile aldılar, yazıklar olsun. 😊 Tekrar gelicem dedim 10 gün sonra Havana ya. Bekleriz dediler. Hı hı dedim bende. Döndüğümde başka eve gidicem orasıda sizden aşağı kalır yanı olmayacak ama olsun. Hasta la Vista diyerek bu cehennem sıcağında yüküm ile kendimi sokaklara attım. 7km ileride ki otobüs durağına yukarıda da adresiyle belirttiğim gibi Viazul firmasına gitmeliydim. Şu motosiklet vari sarı ufak taksi ile 1-2 Cuc ile gidilirse gidecektim. Sordum aga ne kadar diye 10 Cuc dedi. Hassssikdkkftgsgss dedim içimden. Bi tarafınıza sokun Havananızı diyip koyuldum yola. Evet 7km yi o sıcakta yürüyerek 2-2,5 saatte gittim. İşim ne acelem mi var :)) 5 Cuc dese bile vermezdim. Turist değilim Lan ben!!! Maden ocağında çalışan katır gibi perişan halde vardım 12:30 da, bileti aldım hemen. 13:00 a. 10 Cuc ücreti. Terminal önünde taksiler 15 felan dedi ama taksinin dolması lazım. Beklenilmez. Yarım saat varken karşıda ki tek restoran tavukçu var. Gidip kıytırık bir tavuk kızartması aldım 3 Cuc’a. Çatal yok hiç bişey yok. Ellerimle yedim yağlı yağlı. Patateside istemesem vermeyecek. Gitti karşıdan aldı kızartmayı öyle verdi. Turiste kazık atmalarında üstlerine yok ama hizmet rezil. Kafa basmıyor hiç birinin. Sıcaktan olsa gerek. Normal. Ne ilginç ki tam 13:00 da kalktı otobüs. Ben kesin 1 saat falan bekleriz diye düşünmüştüm. 3 saat gibi bi sürede vardık. Manzaralar efsaneydi tabi. Yağmur yağmasına rağmen güzel bi yolculuktu. Terminalden çıkıp 100 m sonra şehrin içinde buldum kendimi. Fazla yürümek istemedim. Biliyordum turistik bir bölgedeydim ve oda genelde 20-25 Cuc olacaktı. Yani bu iki kişi bile olsanız fiyat aynı. 20/25. İki kişi için ideal ama tek olunca koyuyor. Dış görünümü iyi küçük bir eve girip sordum. 25 Cuc dediler. -Çok -‎Kaç gün? -‎2 -‎Üzerinde ki AC/DC tişörtü hatırına 40 olur 2 gece. -‎??…???..??…. Ok anlaştık. Gelirseniz tavsiye edeceğim temiz iyi bir ev. Havana gibi değil :)) Adresi: Ana cadde üzerinde Calle 48 Calle 49 arasında Dentista Dişçinin yanında arada ki küçük ev. Çantayı bırakıp hemen çıktım sahile. VARADERO kasabası ise incecik küçük bir kasaba. Ortasında durup sağa sola bakınca iki taraftanda denizi görebilirsiniz. Sahil evden 100 m ileride. Hafif yağmurlu olduğu için 500 m kadar yürüdüm geri döndüm. Sahil çok güzeldi. Su temiz. 100-150 m ileride ki insanların boyunu aşmıyordu su. Oldukça sığdı. Seviyorum böyle sahilleri. Yarın hava güneşli olursa doya doya yüzecektim. Eve girmeden önce evin yakınında restoranların birine oturdum fiyatları uygundu. Tanesi 1,8 cuc’a double iki tane hamburger söyledim. Gelen hamburgere bakar mısınız? Ekmek ve köfte!! Sadece bu lan. Neden?? Ketçap,mayanoz dahi yok. Bunu tüm ülkeye mál edemem ama çoğu büfe böyle. Çantamda neyseki gazoz vardı kuru kuru olmasa da ketçapsız,salatasız,patatezsiz yedim. Gittim eve, postcardları yazdım, çay yaptım sallama çay içtim. Tv vardı oda da. Açtım 3 kanal var başka yok. Buna da şükür. Kanalın birinde Fidel amca vardı belki 2 saat konuşması sürdü. Başka kanalda müzik. Diğerinde ne olduğunu anlamadığım bir kanal. Her şey var. Akıllı tv gibi. Çok sevmiştim kanalı. 2-3 saat sonra yağmur dinmişti. 1 saat kadar dolaştım. İnterneti nerde bulurumu öğrendim. Eve çok yakındı. Eve geldim, bişeyler okumaca,müzik,dondurmaya benzer bişey almıştım onu yedim gibi. Yatış modu… Varadero 2nci Gün Sabah kalkıp kahvemi yaptım, bisküvimi de yedim . Güne bomba gibi hazırım holey.. 1 saat sonra gittim hamburger aldım. Öğle yemeğini de geçiştirmiştim böylece. Sahile gittim. Sahil harika. Gördüğüm en güzel doğal ve sığ bir plaj. 100 m ilerledim su belimde. Yüzme bilmeyen biri olarak benim için idealdi burası. Yarım saatte sıkıldım tek başıma. Çıkıp eve gittim duş alıp internet için yakında ki binaya gittim. Etecsa binasından 3 kart aldım ileride de kullanırım diye. Bir saat girdim nete işlerimi hallettim. İş dediğime bakmayın, twitter, facebook,instagram, WhatsApp falan :)) Varadero da yapılacak bir aktivite yok gibi. Yani araba,motor kiralarsanız yine iyi. Terminale gidip yarın ki Trinidad biletimi aldım. Rutin şeylerin dışında Varadero da yapılacak pek bişey yok bu kelimeyi daha önce de kullandım sanki. Sahili efsane ama bak. Gitmeye değer. Sabah 7:30 da ki Trinidad otobüsü için 6:45 de kalk 5 dak da hazırlanıp çıktım yakında ki terminale yürüdüm. Bilet rezerve ettiğim için sıraya girmeden aldım bileti. Sabahın 8 inde dolu terminal. Bileti önceden almak faydalı. *TRINIDAD (2gece) Trininad’a 2-3 saatte varmamız lazımken 5 saat sonra vardık. Öğlen sıcağında terminale geldik, çantamı sırtlandım karşıya baktığım da Hadi canım!! Dedim. Aslında küfür etmiştim. Tamam itiraf ediyorum Hasiktir dedim jajalsjs 30 m ileride ki çıkışta elinde evinin fotoğrafı olanlar, taxiciler, bilimum satıcı ordusu belki de 30 kişi beni bekliyordu. Hepside eliyle gel gel işareti yapıyordu. Korku filmi gibiydi. Eğer aralarına girersem sanki beni yiyecekler gibiydi. Hepsine no,no diyerek sıyrıldım aralarından. Arkamdan bi kadın elinde evinin fotoğrafları ile geldi 15Cuc kahvaltılı güzel odam var dedi. Beğenmezsen kalma dedi. İyi yav bi bakalım dedim. 100 m ileride ki evine gittik. Oda iyiydi. Klima,duş temizlik tatmin etti. Kahvaltıda olduğu için ok dedim. 2 gece anlaştık. Öğlen sıcağı olduğu için oda da yatış modu. Akşam çıktım dolaşmaya. Trinidad Havana ya göre çok daha güzel. Kötü olan tarafı çok turistik. Heryer restorant,bar,cafe,kiralık ev, hediyelik eşya dükkanı. Doğallık bozulmuş gibi. 10 sene sonra buraya gelseniz sadece bu saydıklarım için gelmiş olacaksınız. İlginç olan tek şey evleri. Kolonial ev Kolombiya ve Meksika da çok gördüğüm için şaşırtmadı beni. Ama sevimli bir yer. Abi Havana dan güzel bir kere o yeter. Akşamyemeğimi pizza yedim çünkü ucuz ve en çok bulunan şey. Plaza de Major meydanına gittim internet için. Küba da kalış sürem 3 hafta olacak şekilde uçak biletlerimi almıştım. Ama tek başına gelmenin, internet, tv,yemek,sıcak sorunsalı olunca 1 hafta kısaltma fikri geldi aklıma. Bu fikir aslında Varadero da gelmişti hatta Meksika vizesini internetten almıştım. Geriye sadece uçak biletimi değiştirmek vardı. Onu da Trininan da halledecektim. Planladığım gibi de oldu. México city havaalanında çalışan arkadaşıma WhatsApp dan durumu anlattım. Kredi kartı bilgilerimi ve uçak biletimin fotoğrafını gönderdim. En kısa zaman da halledeceğini söylemişti. 1 saat sonra tekrar nete girdiğimde halletmiş üstelik kendi cebinden ödemiş değişim parasını. Çok sevinmiştim 1 hafta kısalmasına. Yalnız geldiğim için çok sıkılmıştım. Meydan burası Şehirde 3 nokta var Wifi olan birisi burası. Sinyal güçlü ama bağlantı zayıf olduğu için 20 dakika uğraştım belki. Iphone’u olan zart diye bağlanıyor benim Sony zar zor. Bi daha Sony almam dedim o gün! Lanet olsun sana Sony. O arada Türkçe konuşan iki kadın gördüm gittim yanlarına. Biraz lafladık. Turla 15 kişilik bir kafile ile gelmişler. 4 gün Meksika 4 gün Küba. 3Bin € fiyatı. O arada yanımız da bir bay katıldı sohbete bir an da meydan Türk doldu. Grup dışında biriysel gelen birisi o da. Ismi Batur. Batur abi 22 yaşında Türkiye den ayrılmak zorunda kalmış,Fransa’ya yerleşmiş bir Doktor. Dalış, paraşüt ve çeşitlerini yapan biri olarak sportmen biri. Yaklaşık 30 yıldır orada yaşayan koyu Türk’çü bir abimiz. Grup bir ara din,siyaset konusuna girince Batur abi Mojito ısmarlamak istedi. İki kadın arkadaş gelmeyince biz ikimiz Mojito içmeye gittik. İlk defa sayesinde tatmış oldum. Türk’çülük hakkın da çok şey öğrendim bu kısa sohbet esnasında. Ardından yemek teklifine mahçup bi şekilde ok dedim. Akşam yemeği de yedik. ‎Tanıdığım sağlam ve iyi adamlardan biriydi. ‎Ertesi akşam aynı yerde buluşmak için vedalaştık. ‎Geç saatlere kadar sohbet edince can sıkıntım gitmişti. İlaç gibi gelmişti bir Türk ile sohbet etmek. Hem de gerçek bir Türk ile. ‎Ikinci günün sabahın da anlaştığımız gibi sabah 9 da kahvaltım hazırdı. ‎ekmek,mini tereyağ,bal,meyve suyu,meyve tabağı, omlet ve kahve. Gayet iyi bir kahvaltının ardından öğlen sıcağı bastırmadan sokaklarda dolaştım. Harika fotoğraflar çektim diyebilirim. ‎Bazıları şöyle.. Saat 12 ye geldiğinde pizza ucuz olunca iki pizza bir Kola dan sonra eve gidip klimalı odam da 4 e kadar yattım. Akşam serinliğinde sokaklar daha da iyiydi. Fotoğraflar daha kaliteli. 7ye kadar dolaştım. Dükkanın birinden puro aldım Babam ve kardeşim için. Plaza del Major meydanın da başka bir Türk turist gurubu görünce ahaaa dedim! Puroları gruptan biri ile Bursa’ya kargolatma fikri geldi aklıma. Böylece 6ay üzerimde taşımayacaktım. Gruptan bir kaç kişiyle sohbet edip teklifi yapınca gruptakiler mırın kırın etti. Puro dimi onlar başka şey değil.? Açıp göstermeme rağmen almadılar. Ulan sanki esrar gönderiyom buradan Türkiye ye. Küba dayım olm ne gönderilir ki buradan. Istanbul kafilesi normal. Kesin iş veren birileri. Kaybetme korkusu yaşadıkları belli. Aman başıma bişey gelmesinci tayfa. Bu yüzden 60 yaşlarında ölüyorlar ya zaten. Stresten. Tabi bunları onlara diyemedim. Gerek yok deyip hiç bişey demeden ayrıldım. Meydanda biraz otururken sözleştiğimiz gibi Batur abi oradaydı. Internete bağlanmaya çalışıyor. Söylene söylene girse de 10 dakika dayanabildi yavaşlığına. 1 saat kadar sohbet edip vedalaştık. Akşam serinliği çok iyiydi. Belki 1 saat dolaştıktan sonra eve gittim. Ertesi gün sabah 07:40 da uyanıp 8 de terminalde oldum. Hedef Che nin heykelinin,mezarının, eşyalarının olduğu şehir Santa Clara idi. *SANTA CLARA (Konaklamasız) 1buçuk saatlik yolu 4 saatte gelmiştik. Ben bu kadar mıymıy,oyalanan ülke vatandaşı görmedim. Adamlar acayip yavaşlar. Sıcaktan mı böyleler bilmiyorum. 12 de terminalde olunca sırt çantamı 2Cuc karşılığında emanete verdim. 10 dakika mesafe de ki Che nin anıtına gittim. Meydan şöyle birşey… Müze içinde fotoğraf çekimi yasak. Çantayı da içeri almadılar. Müzede Che eşyaları, çocukluk ve son zaman fotoğrafları, silahları, özellikle üniforma ve meşhur yıldızlı beresi de oradaydı. Che öldürüldüğün de üzerinden Nutuk çıkmış hikayesi bence hikaye. Şehir efsanesi. Olsaydı müzede olurdu arkadaşlar inanmayın böyle şeylere. Müze de öldürüldüğün de üzerinde ne varsa konmuş. Saati bile vardı. Görevlilerin söylediğine göre cephe arkadaşlarının da olduğu hepsinin fotoğraflarının olduğu bir oda da Che nin mezarıda var (mış). Külleri. 2 saat abideyi gezip Havana otobüsü için terminale gittim. Otobüs 15:35 de Havana ya. Ücreti 12 Cuc. Bir gece Havana da kalıp sabah erkenden hedef Puro şehri Viñales gidecektim. 19:30 da vardık terminale. Çantayı alıp onlarca taxi,ev sorusuna maruz kaldıktan sonra, ki hazırlıklıydım bağışıklık kazanmıştım artık, sabah 11:25 Viñales biletimi aldım ve savaştan yeni çıkmış bir komutan gibi terminalden çıktım. Yemek yemek için en yakın restorana girdim. Dışarda biriyle gözgöze gelmeye gör! Amigo taxi sorusunu anında yersiniz. Yemek yerken bile taciz yiyordum svsgskf Gece rüyalarıma girer diye çok korktum. Düşünsenize rüyanda yüzlerce insan sokakta yürürken üzerinize geliyor ve Amigo Taxi sorusu ile sizi yamyam gibi yiyorlar. Kabus gibi.. Yemeği yiyip en yakın eve girdim zile bastım, karı koca karşıladılar 25 Cuc dediler ama 20 Cuc a anlaştık. Ev ev değil malikane. Yemek masası duruyordu öylece oturttular masaya önüme bir tabak kondu ama yiyecek yer yok ben de. Kibarca tokum deyip odama gittim. Odam da mucize gibi bir şey oldu. Oda da Wifi vardı. Hemde ücretsiz, parasız,bedava,beleş… Rüya gibiydi. Nasıl yani ya oldum ben. Dışarıda millet sokaklarda sinyal kovalıyor benim oda da Wifi var. Çok pis şanslı hissettim kendimi. 3 saat net de gezinip gece 1de yatış modu. Tabi benim boyun Stephan Hawking gibi olmuş 3 saat boyunca hareketsiz kalınca lajshsh Hatta sabah 6 da uyandım 20 dakika daha gezindim. WhatsApp da chat falan inanılır gibi değildi. Üzerim giyinikken yaşadığım en heyecanlı şeydi bu. Sabah 9da ev sahibesi kadın tarafından kapıya şiddetle vurularak uyandırıldım. Kadın adeta hadi git der gibi ispanyolca bişeyler dedi. Duş alıp indim aşağı. Odam malikanenin üst katındaydı. Kendimi merdivenlerden inerken zengin gibi hissettim. Aşağıda dün gece bol bol sevdiğim evin köpeği Luna ya elveda bebek deyip ayrıldım. 100 m ileride ki aynı cafe de bişeyler yiyip hemen yanında ki Viazul firmasına gidip Check-in yapıp 11:25 de Viñales için yola koyuldum. *VİÑALES (4 gece) 4 saatin sonunda Viñales’in tam meydanına gelmiştik. Dışarıda hacı karşılayan insan kalabalığı vardı. Musa’nın nehri ikiye yardığı gibi kalabalığı hayır hayır diyerek ikiye yararak geçtim. Amacım sessiz sakin bir yerde ucuz ev bulmaktı. 1 saat kadar gezindim. Merkezde ki evler 25Cuc. 5 dakika yürüyüp kasabanın merkezinden uzaklaştım 15 e düştü fiyatlar. Bir tane eve girdim beğendim, sabah kahvaltısı, akşam yemeği 25 e anlaştık. Dışarıda bir pizzaya 5cuc ödeyeceğime evde yerim daha mantıklı dedim. Ki haklı da çıkmıştım. Akşam yemeği efsaneydi. Uzun zamandır yemediğim tel şehriye çorbası vardı, tavuk,pilav,siyah fasulye,salata,patates kızartması,meyve tabağı ve kola. Yemekten önce ev sahibi Pedro motosikletiyle beni arkadaşının tütün bahçesine götürdü. Puro prosesini öğrendim, bir tane de puro hediye, 5 tane de babam için satın aldım. Doğal ve taptaze puro. Kızıl yıldız tişörtüm ve Che yi seviyor oluşum (ki ne severim ne sevmem) seviyorum dedim. Puro yapan çocuk bunu duyunca bana eski 3 Küba cub parası verdi. Üzerinde Che nin resmi olan efsane bir para. Az bulunan cinsten sanırım. BİZİM OFİS Puro turu bitince kahve bahçesi ,şeker kamışı ve bal üretiminin olduğu çiftliğe gittik. Çalışanlardan öğrendiğime göre bizim Pedro bayağı zenginmiş. Gezdiğimiz arsaların sahibi. Çiftliği var. İyi ve geniş bir aileydiler. Kardeşi ile devasa bir çiftlikleri ve evleri var. Akşam yemeğinden sonra gece turu yapıp yatışa geçtim. Sabah 9da güzel bir manzara da bir kahvaltı beni bekliyordu. Şu manzaraya bakar mısınız çok iyi. Dün planladığım 5 saatlik at turu için hazırdım ve Pedro nun arkadaşı olan arkadaş beni evden aldı. Az ileride atlara binip yola çıktık. Rota da puro yapımı,kahve bahçesi turu vardı. Hepsini daha önce gördüğümü söyleyip kısa kestik turu. AT TURUNDAN MANZARALAR Mağaralar için yola çıktık. Sabah serinliğinde öküzlere sürgü bağlayıp tarla sürenler vardı. Bu eşsiz vadide böyle bir turu yapmak çok keyifli. Mağarayı da hızlıca geçtik. Ultra bir güzelliği yoktu. Sıra da göl vardı onu da hızlıca geçtik :)) En son miradora gittik yani manzarası olan bir teras / tepe. Manzarayı sevmediğim için kısa kestik. 6 aydır yolda olan beni hiçbişey tatmin etmiyordu anlayacağınız. Yanardağ falan olması lazım. Hal böyle olunca bizim tur 4 saatte bitti. Fazla gezmek istemediğim için de tamam dedim zira yorucu oluyor. Kalan günü evde ve kasaba da tembellik yaparak geçirdim. Ertesi gün uzun bir yürüyüşe çıkacaktım. Akşam yemeğim her zaman ki gibi mükemmeldi. Masa donatılmıştı. Sabah kahvaltısı da aynı şekildeydi. Kahvaltıdan sonra hazırlanıp yola koyuldum. Hava kapalıydı. Hedef 5 km ileride ki vadinin içinde büyük bir kaya üzerine boya ile dinozor insan figürü resmedilmiş Mural bölgesini görmek. Asfalt yoldan ilerledim ara sıra patika yollara girdim. Sonunda hedefe varmıştım. Uzaktan belli etti kendini. Giriş ücretliydi biliyordum. 2 veya 3 cuc derlerse 1 cuc teklif edecektim. 1 cuc cebimde hazırdı. Başka param yok diyecektim. -Ne kadar? -‎3 cuc -3 cuc mu? Uff.. Gracias deyip 1 cuc teklifi bile yapmadan girmek istemedim. Tam geriye dön yaparken taa şehirden buraya kadar yürüyen bir tek ben olduğum için çünkü diğer normal insanlar otobüs,taksi,bisiklet hatta at ile gelmişler. Ama yaya gelen yok. Bir tek ben normal değilim. Adam halime acıdı galiba. -Geç dedi. Bingoooo -Gracias deyip hızlıca içeri girdim. Ehh uzaktan zaten fotoğraflarını çekmiştim bir de yakından çekeyim dedim. Güzel bir turist avı doğrusu. Örümcek ağı gibi. Ama iyi düşünülmüş ve güzel resmedilmiş. Belki 50 kişi vardı ben içerdeyken. Sezon olmamasına rağmen. Tahminen 200/300 kişi gelmiştir ben oradayken. Çarp üçle :)) herneyse ticaret kafası işte. Yukarıda bir de Mirador var. Başka bir manzara tepesi. Orman içinden kayaları tırmanarak 1 saatte zor çıktığım bir yer. Tavsiye etmem. Pekte tatmin edici bir manzarası yok. Benden başka zirvede kimse de yoktu zaten, çoğu yarı yoldan dönmüş zira kayalar çok sivri ve dik bir tepe. MANZARA BU Restorant gayet uygun. 3.5 cuc a çok güzel iki tost yedim ve kola da içtim. Beyaz ve yapılı bir Öküzü amcam getirmiş insanlar üzerine binip fotoğraf çekiyor. Tabi paraynan. Kıyamadım bu güzel hayvanın üzerine binmeye. Bedava da olsa binemezdim. Ehh yapacak bişey kalmayınca hadi ben geri döneyim artık deyip hafif yağmur ve güzel manzaralar eşliğinde eve tıpış tıpış döndüm… DÖNÜŞ YOLU Son gün ise vadide çok güzel bir yürüyüş yaptım. Fotoğraflar en büyük ispatı bu yürüşün. Son bir gece toplamda 4 gece Viñales’de geçirip sabahında 08:00 otobüsü ile Havana ya geri döndüm. 12 Cuc fiyatı. Havana da Viazul terminaline geldik öğlen 11 gibi. İlk yaptığım şey hemen geçen gün geldiğim internet olan eve gitmek oldu tekrar. Şehrin içine o keşmekeşliğe, o kalabalığa, insan, turist,gringo avcılarının arasında olmak istemedim. Kaldıramazdım. Eve gittim kimse yok. 5 dak bekleyeyim bari dedim evin cadoloz sahibi geldi. Eve giderseniz bana hak vereceksiniz :)) Aa geri gelmişsin falan bi ton laf saydırdı ispanyolca iyi değil dememe rağmen. Kadın gün içimde ki bütün laflarını bana kustu resmen. Ben de anlıyormuş gibi yapıp onaylıyorum ne kadar masum ve safım ya. 20 Cuc tan anlaştık yine. İnternet var dimi dedim ^.^ Ev yalnız malikane. Üst katta 5 büyük oda var. Eğer birgün yolunuz buralara düşerde gece geç saatte gelirseniz kalacak yer için buraya gelmenizi öneririm. Adres kabaca ; Viazul firmasından çıkıp anayoldan sola dönüp şehre doğru giderken 70/80 m solda ki şu malikane. Görmemeniz imkansız. Eşyaları bırakıp 7 km ileride ki Havana merkeze tabanvay gittim. Tam merkezde ki işlek cadde de kimi göreyim?? Trinidad’da tanıştığım Batur abi!! Dünya küçük değilde havana küçük bir yer şaşırmadım :)) 2 saat kadar birlikte dolaştık. İlginç olan Batur abi telefonunu Viazul firmasının otobüsünde düşürmüş 3 gün telefonsuz gezmiş Küba da. Varedora’dan Havana’ya gelirken telefonu düşürdüğü otobüse bindiğini anlayınca oturduğu koltuğun arasında bulmuş telefonu. Mucize gibi :)) Batur abi ile vedalaşıp bende evin yolunu tuttum. 1buçuk saatlik yol evin yolu. Son kez Havana sokaklarında dolaştığımın bilincinde daha dikkatli bakarak döndüm eve. Sabah 11:30 da ki Uçak ile İkinci ülkem olarak gördüğüm,sevdiğim Meksika Cancun’a geri döndüm. Açık konuşmak gerekirse ilk defa bir ülkeden ayrılırken sevindim. KABACA KÜBA *Havana sevilecek gibi değil. Ya seversin ya sevmezsin. Ben sevemeyen tarafım. İnsanların; küçük çocuklarda dahil bir şeyler satma ısrarı,pis olması,gece aydınlatma iyi olmaması, yemek sorunu ve bana göre biraz pahalı olması ve onlarca sebep sevemememi sağladı. *Trinidad’da çok fazla cafe,restorant,bar var. Geri kalan kiralık ev. Ultra turistik geldi. Havana’ya nazaran biraz daha çekilir yanı var. *Varadero; Küba’nın yaz mevsiminde gelecekseniz daha güzel. Sessiz sakin, huzurlu. Deniz ve kumsal çok güzel. 100/150 m açıkta bile beline gelen bir su seviyesi ve turkuaz renk. Ben çok sıkıldım. Tek geldiğim için bu böyle. *Santa Clara; Kalmaya değmez. Küçük bir kent. Ama çok önemli. Che’nin heykelini,müzesini, beresi ve eşyalarının olduğu müzeyi ve küllerinin de olduğu mezarını görmek için gelinir. 5-6 saat yeterli. – *Viñales; Küba’da en sevdiğim yer oldu. Küba’yı biraz sevdiysem bu Viñales sayesindedir. Doğası,tütün tarlaları,yürüyüş rotaları,at turu,şehrin sakinliği,insanların daha çekilir olması.

Küba’ya tekrar gelmek isterim ama bu yalnız olmaz. Ayrıca bisiklet ile olması çok daha iyi olur. Harika doğası için değer. 2 aylık bir bisiklet turu efsane ve unutulmaz anılarla tüm Küba’yı, gerçek Küba’yı görüp ayrılmak mümkün. Benim gördüğüm yapay Kübaydı..

SELÇUK TANAYDIN EKIM 2017

Amazonlarda 5 günlük tekne yolculuğu.. 

Belem-Manaus arası tekne yolculuğunun kısa detayları..

IMG_5851.JPGGemi hareket etmeden 2 saat önce burada ol dendi ve o saatte orada oldum ama gemi full? Hamak kuracak yer çok kısıtlı. Hep ayak altı dediğimiz geçiş yollarında var. Nereye kurayım derken büyük bir depo kapağını  kapattılar ve 2-3 kişilik yer çıktı ortaya. Ahhaa dedim çilink çilink kasa sesi gibi ses çaldı kafamda.

Devamı »

Çölde ki Göller (Lençóis Maranhenses) Brezilya 🇧🇷

Şöyle bir manzaraya ulaşmak için bayağı bir yol kat etmeniz gerekiyor. Zaten en güzel manzaralar da böyle ulaşımı zor olan yerlerdedir.

Buraya ulaşım kısaca şöyle oluyor: Benim rotam üzerinden anlatacak olursam, Salvador-Sao Luis arası 30 saat süren bir otobüs yolculuğu ile şehre geldim . Sao Luis’de havaalanı var ama uçak biletleri Brezilya’da çok pahalı. Sao Luis’den bu bölgeye kalkan otobüsler var bunun için 12 km uzaktaki terminale gitmeyi göze almalısınız. 2-3 kişi iseniz terminal için Uber en mantıklısı. İlk önce Sao Luis terminalden Barreirinhas’e gitmelisiniz oradan da Lençois Maranhenses.

Ama daha iyisi ve nerdeyse aynı fiyata olanı tur şirketleri de sağlıyor.Minibüsler ile sizi kaldığınız yerden alıp 4-5 saatin sonunda Barreirinhas kasabasına götürüyorlar. Ücreti 60 real.

Sao Luis şehri UNESCO’nun koruması altında olan bir balıkçı ve liman kenti. Buraya görmeye gerek yok derseniz de direkt Barreirinhas kasabasına gidip hotel,hostel gibi yerlerde de kalmanız mümkün. Ben Sao Luis’de 2 gece kaldım. Bu tarz eski balıkçı kasabalarından çok görenler için ultra güzel yer değil belki ama ben benzer yerler görmeme rağmen yine de sevdim.

 

Barreirinhas kasabasında ise tur satın almalısınız. Aksi takdirde gitmeniz çok zor. Parkın içinde yaşayan insanların ulaştığı jeepler veya atv lere otostop çekerek binebilirsiniz. Tabi sizi almaları zor olabilir. Parkur ise oldukça uzun. 1 saat süren bir parkur. Tur fiyatı ise 70 real. Ben tur ile gittim. Gayet keyifli geçti.
Öğlen 14:00 da kaldığım yerden gelip jeep ile aldılar. 12 kişilik bir jeep ile yola çıktık.

Bir de rehber var. 100-150 metre uzunluğunda bir nehri el yapımı bir iskele üzerine jeepleri koyarak karşıya geçtik. İskeleyi arkadan küçük motorlu bir kayık ittiriyor.

Zemini kumsal olan bir ormandan jeep safari yaparak bölgeye ulaştık.

 

Arkada görülen ormanın içinden 1 saat sürdü bu yolculuk. 100 metre kadar dik bir tırmanıştan sonra gördüğüm manzarayı hiç bir yerde görmedim. O anki hissi anlatamam sanırım. 8 yaşında ki çocuğun manzarayı gördüğünde attığı sevinç çığlıklarını halen unutabilmiş değilim.

İlk manzara.. 

Tüm gün yalınayak yürüdük. Aslında kendimi bazen Interstellar veya The Martian filminde gibi hissettiğim oldu.
Çölün bulunduğu yer, Brezilya’nın kuzey doğusunda bulunan bir ulusal parkın parçası. İnanması zor belki ama Brezilyanın uzak bir ucunda hem de okyanus kenarında ufacık bir çöl var. Tabi yağmur ormanları ve okyanus arasında kalmış bu kurak mekan bir çok zıtlığıda içerisinde barındırabilmiş.

Dron ile yükselten çekeceğiniz aynı fotoğraf karesine çölü, nehri, okyanusu ve yağmur ormanlarını sıkıştırabilirsiniz. Yağmur ormanları arasında olduğundan çöl, yılın belli zamanlarında Temmuz/ Eylül arası oldukça yağış alıyor. Ve bu yağışlar tuhaf bir fenomene sebep oluyor. Tabi bu dönemsel olduğundan etrafta herhangi bir bitki görmek kolay değil. Öyle olunca kum dağları arasında biriken yağmur suyu büyük lagün göllerini oluşturuyor.

Tıpkı bir cennetten parça gibi. Bu göllerde yüzmek ayrı bir keyif. Ilık ve çok temiz. Çıktıktan sonra haliyle bir duşa ihtiyaç yok.

Bu lagün göllerinin bazıları nehre ulaşabiliyor. Bu esnada bazı göllere de balıklarda ulaşabiliyor. Bu balıklar suyun çoğunluğu buharlaştıktan sonra küçük birikintilerde, çamur ve nemli yerlerde bir sonraki sezona kadar uyanık kalmayı başarabiliyorlarmış.

Kalan hikayeyi fotoğraflar anlatsın..

Burada gün batımını izlemek çok keyifliydi..

Bu da heyecandan anlatamayışımın videosu..

Facebook ve Instagram: Gezgin Guru 

Selamlar..